Hengamenin Adı: The Party

Print Friendly, PDF & Email
Tahminen 5 dakikada tamamını okuyabilirsin.

Yakın zaman önce vizyona giren The Party isimli filmi izleme fırsatı buldum.

Filim günümüzde geçiyor. Tamamı bir evde çekilmiş. Filmin senaryosu ve yönetmenliği Sally Potter’a ait. Dram temalı filmde insan psikolojisi işlenmiş.

Kendimizi direk olarak kurgunun içinde buluyoruz; Politik bir karakter olan Janet (Kristin Scott Thomas) üst bir devlet kademesine gelmiştir. Kutlama yapılmalıdır ve Janet saadetini paylaşmak istediği herkesi evine davet etmiştir.

Daha öğrenmediği şey ise, ömrünü paylaştığı ve aynı zamanda aldattığı kocası Bill’in (Timothy Spall) ölümcül bir hastalığa yakalandığıdır. Bill bu haberi şu ana kadar kimse ile paylaşmamıştır.

Misafirler yavaş yavaş gelmeye başlar. Onları ilk tebrik etmeye gelenler, evlilikleri bitme aşamasına gelmiş April (Patricia Clarkson) ve Gottfried (Bruno Ganz) olur.

April oldukça şüpheci, korumacı ve vakur tavrıyla bu vakte kadar Janet’in sürekli akıl hocası olmuştur. Hayatında sözünü geçiremediğine inandığı tek kişi ise kocasıdır. Gottfried ise son zamanlarda kendini spritüal bir hayata ve olumlu enerjiler yayarak çevresindekileri huzura erdirebileceği inancına kapılmıştır.

Eve gelen sonraki misafirler ise birer lezbiyen olan Jinny (Emily Mortimer) ve Martha (Cherry Jones) çiftidir. Jinny bir eşe ihtiyaç duymasını ortadan kaldıracak yöntemler ile hamile kalmıştır. Üstelik müjdeyi daha hayat arkadaşı Martha’ya vermemiştir.

İşte tam bu sırada, evdeki herkesin pek te sevmediği, yakışıklı ve zengin bir borsacı olan Tom (Cillian Murphy) eve damlar. Sinirlidir. Kendine zor hâkim olmaktadır. Çünkü aynı günün sabahında, eşi Marianne’in kendisini, yaşlı Bill ile aldattığını öğrenmiştir. İntikam için oradadır ve belinde tabancası durmaktadır. Ne yapacağından emin olmadan ve kendini rahatlatmak için kokain çeker.

Gece daha yeni başlamaktadır. Janet, politik zaferini ilan etmek için herkesi salonda bir araya getirir ve müjdesini verir. Sevinç kısa sürer.

Çünkü eşi yaşlı Bill, çok kısa zaman sonra öleceği gerçeğini oracıkta herkese ilan eder. Janet in aklından gizli aşkı çıkmıştır. Artık iki ihtimal vardır. Ya ömrünün son demlerinde eşine vakit ayıracaktır ya da politik kariyerine devam edecektir. Zor bir karardır ve bir süredir aldattığı kocasının yakın zamanda öleceğini anladığında, önceliklerinin sırası hemen değişi verir.

Yaşlı Bill kısa süren dramatik havayı bozarak ağzında ki baklayı çıkarır ve eşi Janet’e, onu Tom’un karısı olan Marianne ile aldattığını söyler. Durum bir travmaya dönmüştür. Finans kapitalinin adamı olan Tom, hayatta istediği her şeye sahip olmasına rağmen biricik eşini sanat meraklısı entelektüel bir bunak olan Bill’e kaptırmıştır.

Janet, kocası yaşlı Bill’in de kendini aldattığını öğrendiğinde içsel bir beraberlik durumuna ulaşsa dahi bu durum Bill’e olan öfkesini dindirmeye yetmez.

Janet konunun üzerine gidip daha da derine inmeye başladığında, bu sırrın aslında arkadaşı Martha tarafından da bilindiğini üstelik kendisi politik kampanyalar gereği seyahat ederken Martha’nın evini Bill ve Marianne’ye tahsis ettiğini öğrenir.

Durum çirkin bir hal almıştır. Janet kendini bir keriz gibi hissettiği noktada, üniversite yıllarında kocası yaşlı Bill’in evini paylaştığı Martha ile de birlikte olduğu mazisi ayyuka çıkar.

Zavallı Jiny hayatı boyunca eşcinsel olduğuna inandığı Martha’nın aslında öyle olmadığını anlayınca şok geçirir.

Sona yaklaşıyoruz.

İlişkiler çaprazlamıştır ve kedi yumağı halini almıştır. Medeni geçinen, gerçeği ve barışı her fırsatta dillendiren insanların, ilkel yollara başvurarak canileşmelerine ramak kalmıştır. Kokuşmuşluk güneş kadar açıktır artık. Kimin eli kimin cebinde belli değildir. Bir karar verilmesi gereklidir.

Tom halen sinirlidir ve intikam istemektedir. Eline geçirdiği bir nesne ile Bill’i yarlar ve felce uğratır. Şiddetin doruğa ulaştığı o anlarda kapı çalar. Gelen ise son davetli isim olan Marianne dir.

Janet bir şekilde Tom dan ele geçirdiği tabancayı alarak kapıya koşar. Kapıyı açar ve…

The Party açık uçlu bir filimdir. Yönetmen bariz bir şekilde Janet ile empati kurmamızı ve onun yerinde olsak nasıl bir karar vereceğimiz sorusunu kendimize sormamızı ister. Peki siz nasıl bir karar verirdiniz?

 

 

Sevan Yazar:

1993 yılında Beyoğlu’nda doğu. Şu an Freelance olarak Grafik Tasarımı yaparak hayatını kazanıyor.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir