On Üç Günün Mektupları

Print Friendly, PDF & Email
Tahminen 5 dakikada tamamını okuyabilirsin.

“Biz kahkahamızı da gizleriz. Biz koşuyu kaybettikten sonra da koşan atlarız.
Seni Seviyorum.”

Yukarıda yer alan alıntıyı, kapağını son kapayışımda vay be! diyerek rafa koyduğum On Üç Günün Mektupları isimli kitaptan aktarıyorum. YAPI KREDİ YAYINLARI tarafından basılan ve Cemal Süreya ’nın ikinci eşi Zuhal Tekkanat hasta yatağındayken, ona yazdığı mektuplar bu kitapta yer alıyor. Cemal Bey’in 41 yaşındayken yazdığı bu mektuplar o güzel el yazısı ile kaleme alınmış.

Öncelikle Cemal-Zuhal birlikteliğine bir bakalım.

Cemal Bey, ilk eşi olan Seniha Hanım’dan boşanmıştır. 1976 yılında Beyoğlu’nda düzenlenen Türk Edebiyatçılar Derneği’nin açılış etkinliğinde Zuhal Hanım ile tanışır. O akşam, kocasından ayrılmış olan Zuhal Hanım’a yaklaşarak “Benimle evlenir misin?” der. Zuhal Hanım, Cemal Bey’in kadınlara çok iyi yaklaştığını bildiği için ondan biraz uzaklaşsa dahi, daha sonraki rastlaşmalar ve duygusallaşmalar, Cemal Bey’den kaçamamasını sağlamıştır.

Nişan yüzüğünü Kapalı Çarşı’da yer alan bir çayhanede takan çift, altı ay sonra evlenerek dünya evine girmiştir. Tevfik Akdağ ve Muzaffer Buyrukçu, çiftin nikah şahitleri olmuş, böylece Cemal Bey’in olduğu gibi Zuhal Hanım’ın da ikinci evliliği gerçekleşmiştir.

Cemal Bey ve Zuhal Hanımın birlikteliğinden bir erkek çocuk doğar ve adı Memo Emrah koyulur. Zuhal Hanım hasta olduğu esnalarda İstanbul’da yer alan Sosyal Sigortalar Kurumu’nda, Cemal Bey ise o sıralar Ankara’da yer alan Maliye Tetkik Kurulu’nda çalışmaktadır.

Çizim: Elif Mercan

Çocukları Memo artık üç yaşına gelmiştir. Fakat Zuhal Hanım ağır bir ameliyat geçirmek durumunda olduğu için Cemal Bey İstanbul, Kadıköy’de bulunan evlerine gelir ve Memo ile ilgilenmeye başlar. Zuhal Hanım hastanede yattığı esnada Cemal Bey ona mektuplar yazar. İşte on üç gün boyunca yazılan bu mektuplara On Üç Günün Mektupları denmektedir ve kitaba bu ismi Zuhal Hanım vermiştir.

Her sayfası sevgi dolu cümleler ile bezenmiş bu mektupları okuduğunuz zaman, hayatını eşi ve çocuğuna adayan Cemal Bey’in sürekli olarak bir kız çocuğu özleminde olduğunu ve doğacağını hayal ettiği bu çocuğa
Elif Zeyno adını verdiğini göreceksiniz. Bir yanda ayrılık, bir yanda aşkın halleri ve bir yanda geçim dertleri vardır Cemal Bey’in başında…

Eşinin rahatsızlığının verdiği üzüntüyle sigarayı çoğaltan Cemal Bey, neredeyse oturabildiği ve üzerine kağıt koyarak yazı yazabildiği her yerde Zuhal Hanım’a mektup yazmış, sürekli olarak onu düşündüğünü eşine hissettirmiştir.

“Sen hastanedeyken her gün yazacağım sana. Seni nice sevdiğimi anlatacağım.”

Felç olma riskini beraberinde getiren bu zor ameliyatı sorunsuz bir şekilde atlatan Zuhal Hanım, hastane yatağında iyileşmeyi beklerken, Cemal Bey ona umut aşılamıştır. Ziyaret günlerinde onu ziyaret etmiş ve mektupları o esnada kendisine iletmiştir. Bu mektuplarda Zuhal Hanım’dan bir an önce iyileşmesini isteyen Cemal Bey, sözlerini şu dizelerle süslemiştir;

“Sözcükler değişiyor.
Anılar sözcüklerini değiştirmiyor.
Gelecek, anılardan da güzel olacak.
Gün daha iyi kotarılacak.
Deneylerden ders alınacak.
Çiçekler büyüyecek.
Piliçler palazlanacak.
Yarın gene yazarım.
Seviyorum seni: biline.”

Türk Dil Kurumu’nun 40. Yıl Dönümünde On Üç Günün Mektupları bastırılmış dağıtılmıştır. Ardından 1994  Ocak, Şubat ve Mart aylarında üç kısım halinde Varlık Dergisi’nde tekrar yayınlanmıştır. YKY’den çıkan kitapta, ilk kez Sözcükler Dergisi’nde yayınlanmış olan “On Üç Günün Mektupları”na Eklenen On Dört Yeni Mektup isimli kısım da yer almaktadır. Cemal Süreya’nın kendi el yazısı ve hatta çizimleri ile bezenmiş bu eseri okurken kendinizi; Sevdiğiniz insan hasta yatağında iyileşmeyi bekliyormuş ve ona sesiniz yettiğince iyileşmesini haykırıyormuş gibi hissedeceksiniz.

Kapak Görseli: Murat Cengiz

Sevan Yazar:

1993 yılında Beyoğlu’nda doğu. Şu an Freelance olarak Grafik Tasarımı yaparak hayatını kazanıyor.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir