En Zayıf Olamamak: Jungle

Print Friendly, PDF & Email
Tahminen 6 dakikada tamamını okuyabilirsin.

“Tanrı her gece altında uyumamız için bize bir ağaç gönderiyor.”

İsail’li genç bir gezginin vahşi ormanda hayatta kalma anılarından uyarlanarak çekilen Jungle isimli sinema filmini geçtiğimiz günlerde izledim.

Baş rol Yossi Ghinsberg (Daniel Radcliffe) babasının rızası olmadan Dünya gezisine çıkmıştır. Bolivya’ya vardığında ise yolu Kevin (Alex Russell) ve Marcus (Joel Jackson) adında iki diğer gezginle kesişir.

Yossi, planında olmamasına rağmen Karl (Joel Jackson) adında bir rehber ile tanışır.
Marcus ilk olarak Yossi’yi, Bolivya’nın derin ormanlarında yaşayan ve daha önce medeniyet yüzü görmemiş bir kabileyi keşfetmeye ikna eder.

Marcus aksiyon adamıdır. Kevin ise Dünya’yı yürüyerek gezen fotoğrafçı bir gezgindir. Kevin’da ikna olduktan sonra Marcus gruba ayak uydurmak durumunda kalır.

Yolculuk zor olacaktır. Ancak elelrinde düzgün bir harita olmamasına rağmen Karl’ın rehberliğine güvenir ve yola koyulurlar. Eğlenceli başlayan gezi bir süre sonra Marcus’un ayaklarının yıpranması ile işkence haline gelmeye başlamıştır. Yavaşladıkları için planın gerisine düşerler. Üstelik yağmur sezonu çok yakın sürede başlayacaktır.

Önlerinde iki seçenek vardır. Ya, hızlı yolu seçip bir sandal yaparak nehirden geçeceklerdir, ya da kara yolunu tercih edip risk alacaklardır. Kısa bir tartışmadan sonra Karl’a karşı fikri üstünlük kuran üç gezgin, sandalı yapar ve nehre açılırlar.

Karl için başta normal olan bu aksiyon, nehrin kabarmasıyla bir kabusa dönüşür. Çünkü Karl yüzme bilmemektedir. Çok az yol almışken sal üzerinde tartışan grup, az yol gittikten sonra kendini nehir kenarına zor atar.

Başta Karl olmak üzere grup gidişattan memnun değildir ve grupta ilk ciddi çözülmeler başlar. İnsan bedeninin sınırları zorlanmaktadır. Doğa ve kanunları, ilk olarak Marcus’u, sonra Karl’ı mağlup etmiştir. Bu ikili bedenlik zaaflarını yenemediklerinden ve Kevin ile Yossi nehir üzerinden yollarına devam etmek istediklerinden ötürü, doğa bu grubu ikiye böler.


İnsan tabiatı nispeten kontrol altına alan veya aldığını sanan tek canlı türüdür. Ancak şartlar zorlaştığında ve gereken malzemeler olmadığında doğayı baskılamayan insan, önce bedenlik, sonra zihinlik sindirime maruz kalıp tabiat karşısında bel bükmeye başlar.


Grup bölünmüştür. Karl, Yossi ve Kevin’a nehrin kanyona vardığı yerde sahile çıkmalarını ve kesinlikle kanyona girmemeleri gerektiğini belirtir ve yollarını ayırırlar.

Yossi ve Kevin’ın planında geziyi zamanında bitirmek vardır. Salı alarak nehre açılırlar. Kısa bir süre sonra hırçınlaşan nehir, onlar daha nehir kenarına adım atamadan salı kanyona sürüklemeye başlar. Yossi ve Kevin akıntıya karşı mücadele etseler dahi mağlup gelirler ve kanyona doğru sürüklenirler.

Artık tek kurtuluş yolu, mahsur kaldıkları bir kayadan kendilerini fırlatarak su kenarına varmaktır. Bunu Kevin başarsa dahi, Yossi başaramaz ve akıntıya kapılarak boğulmaya başlar. Çırpındığı esnada kafasını bir kayaya vurur ve doğa karısında ilk ciddi hasarını alır. Sürüklenir, sürüklenir ve sürüklenir.

Can havliyle fırsat bulup akıntıdan kurtulsa dahi suda o kadar çok ilerlemiştir ki, etrafı sarp yokuşlarla çevrili bir zindanımsı bir yerde bulur kendini. Üstelik çantası da akıntılara kapılmıştır.
Kurtulmaya çalışır. Keskin ve ölümcül kayaları atlatıp çıkış yolu bulduğu anda, o an kendisine çok ihtiyaç duyduğu sırt çantasının suda sürüklendiğini görür.

O çantaya ulaşmak onun için o kadar önemlidir ki, ölümü göze alarak tekrar suya atlar ve çantayı ele geçirir. Artık elinde haritası, amca yadigarı bir dua kitabı ve kendisi kısa süreliğine iyi hissettirecek süperman hapları vardır.

Fakat doğa ve kendisiyle olan savaşı yeni başlamıştır. Mücadelenin büyük kısmı kendi zihniyledir. Zor şartlarda kalan her birey, toplum veya yaşayan organizma gibi, Yossi de yüksek strese maruz kaldığı için aklını yitirmeye, zihinlik ve bedenlik olarak çökmeye başlar.

Bataklıklara düşer, vahşi hayvanların saldırısına uğrar ve zihninin kendisine bir oyun olarak sergilediği karakterlerin ormanda kendisiyle var olduğu sanrısına kapılır.
Bitkindir, sınırdadır. Ancak tam pes edeceğini tahmin ettiğimiz anda, kırmızı karınca dolu bir ağaca yaklaşır ve ağacı silkelemeye başlar. Niyeti bellidir; “Zaten dayanması zor olan bir acıyı, başka bir acıya sahip olarak dindirmeyi tercih eder.”

İşe yarar. Yüzlerce karıncanın zehirli ısırığı Yossi’yi kendine getirir. Kalan son kuvvetiyle kendisini nehir kenarına atar.

Kevin, Yossi den ayrıldıktan sonra şehir merkezine geri dönmüştür. Günlerdir onu aramaktadır. Bir kayık kiralayarak son bir umutla döndüğü nehre umutsuzca bakarken, Yossi’nin cansıza yakın bedenine rastlar. Onu aradan 19 gün geçtikten sonra bulmuştur.

Yossi ölüme gitmiş ve ölümden dönmüştür. Kurtarıldıktan sonra liman kasabasına geri gelir. Kasaba halkı bu mucize karşısında şaşkındır. Ona ölüler diyarından gelmiş birine baktıkları esnada küçük bir kız çıka gelir ve Yossi’ye bir kasımpatı çiçeği getirir.

Bir aksiyon adamı. Hayalleri uğruna kariyer, eğitim veya evlilik gibi idealleri bırakarak gezgin haline gelen yarı doyumsuz bir genç, küçük bir çiçek ile dünyalar kadar mutlu olur hale gelmiştir.

İşte bu insanın tabiatta ki serüveninin özetidir. Özeti olacaktır.

Sevan Yazar:

1993 yılında Beyoğlu’nda doğu. Şu an Freelance olarak Grafik Tasarımı yaparak hayatını kazanıyor.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir