Maçka ve Sümela: Trabzon’dan kalan

Print Friendly, PDF & Email
Tahminen 2 dakikada tamamını okuyabilirsin.

Erzincan’dan otostop yaparak Gümüşhane’ye vardım, oranın şehir merkezinde birkaç saat dinlendikten sonra Trabzon Maçka’ya yola koyuldum. Yol üzerinde yeni açılmış tünelleri, dağları eriten dinamitleri, taş taşıyan kamyonları, avcunu dağların kalbine batıran kepçeleri gördüm. Tabiat dayanıyordu tabi, insanoğlu aç gözlüydü. İnsanın tabiata ihtiyacı vardı ama tabiatın insana ihtiyacı yoktu. Derisi dökülen bir orta çağ cüzzamlısının yaptığı gibi, üzerinde ne kadar insan yapımı varsa söküp atıyordu Maçka.

Trabzon Yolu

Maçka

Nitekim insanın Maçka’ya yaptığı da ancak bir orta çağlının yapabileceği kadar ilkel ve vahşiydi. İki saat sürdü yol. Yakası paçası dağılmamış bir kısım toprak görünce biraz sevinirken, bir anda bir beton şantiyesinin karşıma çıkmasıyla tekrar bunalıyordum. Sanıyorum bu gidişle her gördüğümde daha acınası hale gelmeye devam edecek Maçka.

Neyse ki arazisini “bilmem kaç milyon dolara” bir maden firmasına peşkeş çekmemiş bir arkadaşım vardı da, o gün onun evinde konaklayabildik. Hamsi köyün aşağısında, yeni tünel inşaatının çıkışında kalan bu yer, yaz-kış fark etmeksizin neredeyse hiç güneş almayan, serince bir tesisti. İki katlı, dağın içine kurulmuş ve suyunu dağdan alan ağaç evin avlusunda semaver çayı demlendi, sohbetler edildi.

Maçka

Sümela

Erkenden uyudum, sabah erkenden kalkıp Sümela’ya çıkacaktım. Öyle de oldu, yörenin sosyo-ekonomik durumundan olsa gerek kime otostop çektiysem inşa işiyle uğraşan insanlar çıktı karşıma. Şans eseri Sümela tarafında bulunan bir yaylaya çıkan birine denk geldim. Sümela’da aldığım nefes, üzerine basa basa söylüyorum! O ana kadar aldığım en temiz nefesti. Tabi daha önce de Sümela’yı ziyaret etmiştim, ama yine de bu kadar temiz havanın ciğerlere hücumu! İnsanın başı dönüyor.

Sümela

Sümela bu sene tadilattan dolayı ziyarete kapalıydı. Ancak çevresini görebildik. Duyduğum kadarıyla bir teleferik inşası yapılıyor. İlk fırsatta Maçka’ya gidip yaylaları, Sümela’ya gidip manastırı görmenizi tavsiye ederim. Eğer yeşili ve doğayı en az bir Arap kadar seviyorsanız, sizde etrafınıza bakınırken “cennet” kelimesini ağzınızdan kaçıracaksınız.

[instagram-feed]

Sevan Yazar:

1993 yılında Beyoğlu’nda doğu. Şu an Freelance olarak Grafik Tasarımı yaparak hayatını kazanıyor.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir